Çarşamba , Kasım 25 2020

Mutezilenin Şefaat Hakkındaki Düşüncesi, Şüpheleri ve Onlara Verilen Cevaplar Nelerdir?

Mutezile mezhebine göre fasık kimselerin tövbe etmemişler ise cehennemden çıkmaları söz konusu olmadığından ve Allah Teala’nın vadine hulf etmesinin caiz olmamasından mütevellit bir sebep olan şefaat ile de çıkmaları tabii olarak mümkün değildir.[1] Onların indinde şefaat sadece müminlere ait olmakla birlikte cennette kendisine şefaat edilenin derecesinin yükseltilmesi ile vücuda gelecektir.[2] Onlara göre asi kimseler için şefaat kabul edilmeyecektir.[3]Yani mutezile şefaatin iki anlamından biri olan kulların şefaat sebebi ile makamlarının yükseltilmesini kabul etmekte, cehennemden çıkma ya da hiç girmeme gibi olan suretlerini ise fasit düşünce ve istidlallerinden dolayı reddetmektedir.

Şüpheleri ve Cevapları:

a-) Bu iki ayet şüphelerinin temelini oluşturmaktadır: “Ancak Allah’ın razı olduğu kimseye şefaat edecekler”[4]. “O zalimler için ne bir dost vardır ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi!”[5].

İlk ayette ancak Allah’ın razı olduğu kimseye şefaat edileceği ifade edilmiştir ve fasık kimse razı olunan değildir.Buna cevap olarak: Her mümin Allah’ın kendisinden razı olduğu kimseler zümresine dahildir. Hiçbir ameli olmasa dahi kalbinde hiçbir iyiliğin kendisi ile boy ölçüşemeyeceği imanın bulunmasından mütevellit mümin, her daim Allah’ın razı olduğu kimselerdendir. Ayrıca ayette Allah’ın rızasına yani kulluğun en üst mertebesi olan rızaullaha ulaşan kimseye şefaat edilebileceği değil sadece Allah’ın kendisine şefaat edilmesine razı olduğu kimseye şefaat edilebileceği ifade edilmektedir.[6]

İkinci ayeti kerimede zalimlere şefaat edil(e)meyeceği söylenmektedir. Bir kimseyi öldüren de zalim olduğundan ona da şefaatin edilememesi gerekir.Buna cevaben: Tavsif edilmediği takdirde mutlak olarak kullanılan zalim lafzı kafir demektir ve burada kastolunan zümre küffar zümresidir denilir.

b-) Kebair ehli için şefaatin olduğunu iddia etmek insanları günaha karşı teşvik etmek olacaktır.

Cevaben: Şefaatin varlığını iddia etmek insanları günaha teşvik etmek demek değildir. Çünkü biz şefaatin kebair ehline vacip olduğunu iddia etmiyoruz. Bu durumda hiçbir büyük günah sahibi affa nail olacağından emin olamaz. Ancak “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” ayetinin mucibince O’nun rahmet ve mağfiretinden ümit kesmemek suretiyle tavsiye edilen yaşam biçimi olan korku ve ümit arasında kalır. Bilakis tövbeyi kabul etmenin Allah üzerine vacip olduğunu iddia etmek suretiyle insanları büyük günaha teşvik eden sizlersiniz. Düşünün bir büyük günah işledikten sonra kendisine kesin olarak şefaat edilip edilmeyeceğini bilmeyen bir kimse mi yoksa hangi günahı işlerse işlesin tövbesinin akabinde katî surette affedileceğinden emin olan kimse mi günahı irtikâp etmeye daha cesaretli olur?

c-)Şefaatte “Allah’ım düşmanını dost, cehennem ehlini de cennet ehli kıl” demek vardır ki bu caiz değildir.

Cevaben: Bu görüş onların kebair ehlinin imandan çıkmak sureti ile Allah’ın düşmanı olduğunu zannettikleri fasit görüşleri üzerine bina edilmiş asılsız bir iddiadır ki daha önce büyük günahların mürtekibini imandan çıkarmadığını ispat etmiştik. Kalbinde Allah’a imanı olan bir kimse asla O’nun düşmanı olamaz.


[1]Kadı Abdü’l Cabbar “Usulü-l Hamse” s.90

[2]Kadı Abdü’l Cabbar “Usûlü-l Hamse” s.92-93

[3]Zamahşeri “Keşşaf” Darû İhyai-t Türasi-l Arabi I/165

[4] Enbiya 28

[5] Mümin 18

[6]Ebu’l Mu’in en-Nesefi “Tebsıratü-l Edille” II/399

Hakkında İsmet Öztürk

Ayrıca Bakınız

Şefaat Ne Demektir?

Şefaat kelimesinin sözlük ve literatürdeki anlamı...

Bir cevap yazın