Perşembe , Kasım 26 2020

Şefaat Hakkında Ehli Sünnetin Delilleri Nelerdir?

Ehli sünnette şefaat; Kuran, sünnet ve icma ile sabittir.[1] Bu husustaki hadisler manen mütavatir seviyesindedir.[2] Fakat biz yazımızı uzatmaktan imtina ettiğimiz için burada sadece bazı Kurani delilleri serdedeceğiz.

Ayetten delilleri:

“Allah’ın izni olmadıkça indinde kim şefaat edebilir?”[3]

Şefaati günahkâr olmayan kimseye tahsis etmek onun mefhumunu taksir etmektir. Zira günah sahibi olmayan kimse için şefaate ne hacet vardır? Nasıl ki Allah’tan bir kulu için mağfiret istemek, günah sahibi bir kul için olacak ise Allah’tan kulunu affetmesini talep etmekten başka bir anlam tazammun etmeyen şefaat de aynı şekilde günahkâr yani asi bir kul için olacaktır.[4]

“Ancak Allah’ın razı olduğu kimselere Şefaat edecekler”[5]

İbni Abbas (r.h.)  إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَى ayetini   لمن قال لا اله الا الله olarak tefsir etmiştir.[6] Daha önce de ifade edildiği gibi kalbinde iman bulunan herkes, ister sağair ister kebair günah irtikâp etmiş olsun her surette Allah Teala tarafından razı olunmuş kimselerdir. Bu açıdan mezkûr ayet kebair ehline şefaatin varlığı sadedinde en kuvvetli delildir.[7]

“Şefaate ancak Rahman’ın katında ahdedinenler malik olabileceklerdir.[8]

لَايَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ den murat kendilerine şefaat edilmesine malik olamazlar demektir.[9] Bu durumda ayetin manası “Ancak Rahman’ın katında ahdedinenler kendilerine şefaat edilmesine malik olabilirler” demektir. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadisi şeriflerinde “La ilahe illallah diyen kimse için Allah’ın indinde ahd vardır” buyurmaktadır.[10] O zaman ayetin manası son tahlilde “Ancak Allah’a iman eden kimseler kendilerine şefaat edilmelerine malik olabileceklerdir” demek olur ki bu durumda kebair ehlide şefaat edilebilenler zümresine dahil olacaktır.

O günde şefaat fayda vermeyecektir. Ancak Rahman’ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimse müstesna.[11]

Bu ayeti “kendisi için razı olunmuş bir kavil olan ve Allah’ın kendisine izin verdiği kimsenin şefaati ancak fayda verecektir” veya “kendisi için razı olunmuş bir kavil olan ve ancak kendisi için izin verilmiş olan kimseye şefaat fayda verecektir” olarak iki şekilde de idrak edebiliriz. İbni Abbas (r.h.) buradaki razı olunmuş kavli; “ لا اله الا الله “ olarak tefsir etmiştir.[12] İki halde de şefaatin varlığı hususunda delil olmakla birlikte ilk halde sadece müminlerin şefaat edebileceğini, ikinci halde ise sağair veya kebair ehli olmak gibi bir kayıt ile takyit edilmediğinden izin verilen her mümine şefaat edilebileceği ifade edilmiştir.

O’nun yanında şefaat fayda vermeyecektir.Ancak kendi için izin verdiği müstesna.”[13]

Bu ayet de bir önceki ayeti kerimede olduğu gibi iki türlü anlaşılmaya elverişlidir. Her hâlükârda şefaatin varlığını ispat edip ancak Allah’ın izni ile olduğunu ifade etmekle, tapındıkları şeylerin Allah’ın indinde kendileri için şefaatçi olduğunu iddia eden müşriklere karşı bir ret mahiyetindedir.[14]

Kendi zenbin, mümin erkekler ve mümin kadınların günahları için mağfiret iste![15]

Allah Teala bu hitabında Peygamber (a.s.)’a mümin kadınlar ve erkekleri Allah Teala’nın affetmesini O’ndan talep etmesini emretmektedir. O zaman Allah’tan kulunu affetmesini istemekten başka bir manaya gelmeyen şefaatin dünyada caiz olup ahirette namümkün olmasının altında yatan illeti zaman ve mekân değişikliğinde mi aramalı yoksa akılların idrak kabiliyetinde mi? Dünyada bile bu iş caizken af dilenmeye en çok muhtaç olunan ahirette niçin caiz olmasın, üstelik cevaziyetine bu denli delil var iken? Ve o zaman başkaları ve bizden önce olan ümmetler için mağfiretin talep edildiği ayetleri nasıl anlayacağız?[16]

Kafirler hakkında:“Onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermeyecek[17] Eğer ki şefaat mevcut olmasa idi, kafirlerin hallerinin tahkir ve takbihi konumunda, onlardan şefaatin nefyedilmesinin bir anlamı olmayacaktı.[18]


[1]Taftazani “Şerhû-l Akaidi-n Nesefi” Mektebetü’l Yasin s.514.

[2] Said Fude“Şerhû-l Kebir” II/772, Taftazani “Şerhû-l Akaidi-n Nesefi” Mektebetü’l Yasin s.511.

[3] Bakara 255

[4]İmam Maturidi “Tevilatü Ehli-s Sünne” DKİ II/236.

[5] Enbiya 28.

[6]Fahru’r Razi “Tefsirû-l Kebir” Daru’l Hadis XI/433.

[7]Fahru’r Razi “Tefsirû-l Kebir” Daru’l Hadis XI/433.

[8] Meryem 87.

[9]Zemahşeri “Keşşaf” Darû İhyai’t Türasi’lArabi  III/45  Ebu’l Berakat en-Nesefi “ Tefsirû’n Nesefi” Daru İbni Kesir II/352.

[10]  Ebu’l Berakat en-Nesefi “ Tefsirû’n Nesefi” Daru İbni Kesir II/352.

[11] Taha 109

[12]Kurtubi “elCamiû li-Ahkami-l Kuran” Daru’l Hadis  VI/225

[13]Sebe 23

[14]Muhammeed b. Ahmed elĞarnati “et-Teshil li-Ulûmi-t Tenzil” Daru’l Erkam s.165, Alaü’d Din Ali b. Muhammed elHazin “Tefsiru-l Hazin” DKİ V/179

[15] Muhammed 19

[16] Mesela; Haşr 10, İbrahim 41

[17]Müddessir 48

[18]Taftazani “Şerhû-l Akaidi-n Nesefi”Mektebetü’l Yasin Nibras ile birlikte s.510

Hakkında İsmet Öztürk

Ayrıca Bakınız

Şefaat Ne Demektir?

Şefaat kelimesinin sözlük ve literatürdeki anlamı...

Bir cevap yazın